Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 4 Mayıs 2026 tarihinde açıkladığı nisan ayı enflasyon verileriyle dikkatleri üzerine çekti. Aylık enflasyon oranı %4,18, yıllık enflasyon oranı ise %32,37 olarak belirlendi. Bu rakamlar, 30 Ekim 2025’te Resmi Gazete’de yayımlanan 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’ndaki %16’lık yıl sonu enflasyon hedefinin giderek zorlanmakta olduğunu gösteriyor. Türkiye ekonomisi, 2023 genel seçimleri sonrasında uygulamaya konulan rasyonel ekonomi politikası ve dezenflasyon programı çerçevesinde kritik bir dönüm noktasında bulunuyor. Ancak, 28 Şubat’ta İran lideri Ayetullah Hamaney’in ölümüyle başlayan İran-ABD çatışması, ekonomik planları olumsuz yönde etkiledi. Nisan ayı verileri, Türkiye’de dezenflasyon sürecinin sona mı erdiği sorusunu gündeme getiriyor.
Son dönemde enflasyon tahminlerinde yapılan yukarı yönlü revizyonlar dikkat çekiyor. Orta Vadeli Programlar ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Enflasyon Raporları arasındaki farkın belirginleştiği görülüyor. 2023 yılı için %33 olarak öngörülen 2024 yıl sonu enflasyonu %44,4 olarak gerçekleşti. 2025 yılı hedefleri ise yıl içinde %31-33 aralığına yükseltildi. 2026 yılı için TCMB’nin %16’lık ara hedefi korunmasına rağmen, piyasa katılımcılarının yıl sonu enflasyon beklentisi %27,5 seviyesine çıktı. Bu durum, enflasyon tahminlerinin güncellemelerle birlikte hedeflerle gerçekleşmeler arasında farklar oluştuğunu ortaya koyuyor.
Dezenflasyon sürecinde 2024 yazında yıllık enflasyonda görülen düşüş, aslında önceki yılın yüksek baz etkisinin etkisiyle gerçekleşti. 2024 Mayıs ayında yıllık enflasyon %75,45 ile zirve yaptıktan sonra, haziran ayından itibaren baz etkisi devreye girdi ve enflasyon düşüş eğilimine girdi. Ancak bu düşüş, fiyatların gerilemesinden değil, matematiksel baz etkisinden kaynaklandı. 2026 yılı için benzer bir baz etkisinin oluşması beklenmiyor, zira 2025 boyunca aylık enflasyon dalgalı bir seyir izledi.
Öte yandan, ABD ile İran arasında 28 Şubat 2026’da başlayan çatışmalar, Batı Asya’daki dengeleri sarsarken, küresel enerji piyasasında da dalgalanmalara neden oldu. Hürmüz Boğazı’nda meydana gelen gelişmeler, küresel petrol arzını olumsuz etkileyerek enerji fiyatlarının yükselmesine yol açtı. Brent petrol fiyatlarının 120 dolara kadar yükselmesi, enflasyon üzerinde ek baskılar yaratıyor. TCMB verilerine göre, petrol fiyatlarında gerçekleşen %10’luk bir artış, enflasyonu yaklaşık 1 puan artırma potansiyeline sahip. Eğer mevcut fiyat seviyeleri korunursa, yıl sonu enflasyonuna enerji kaynaklı kalıcı baskılar getirebilir.