Kütahya’daki Tavşanlı Höyük kazılarında bulunan yaklaşık 4 bin yıllık bir kerpiç tuğla, Tunç Çağı’nda yaşayan bir köpeğin pati izini günümüze taşıdı. Bir evin duvarından çıkarılan tuğlanın üzerinde, henüz kurumamış çamura basılmış bir köpek pati izi tespit edildi. Binlerce yıl boyunca korunmayı başaran bu küçük ayrıntı, Anadolu’nun eski yerleşimlerinde insanlarla köpeklerin nasıl bir arada yaşadığına ilişkin dikkat çekici bir ipucu sunuyor.
Yaklaşık 8 bin yıl önce kurulan ve geniş bir tepe yerleşimi olan Tavşanlı Höyük’te arkeolojik çalışmalar devam ediyor. Son keşfin yapıldığı kerpiç tuğla, yaklaşık 4 bin yıl önce çıkan bir yangında çöken evin duvarına aitti. Araştırmacılar, tuğla kalıp içinde kurumaya bırakıldığı sırada çevrede dolaşan bir köpeğin üzerine bastığını düşünüyor. Hayvanın geride bıraktığı iz, daha sonra yapının bir parçası haline gelen tuğlayla birlikte günümüze kadar ulaştı.
Anadolu’da köpeklerle insanların binlerce yıllık geçmişi
Tavşanlı Höyük kazı başkanı Prof. Dr. Erkan Fidan, yaptığı açıklamada köpeklerin Anadolu’da çok uzun bir geçmişe sahip olduğunu vurguladı. Fidan’a göre Tunç Çağı’na gelindiğinde köpekler, bölgedeki yerleşimlerde günlük yaşamın alışıldık bir parçasıydı. Tavşanlı Höyük’teki pati izi de bu birlikteliğin doğrudan görülebilen örneklerinden biri.
Ancak insanlarla köpekler arasındaki ilişkinin geçmişi, söz konusu tuğladan çok daha eskiye uzanıyor. Fidan, bu yıl Nature dergisinde yayımlanan bir araştırmanın Türkiye’deki Pınarbaşı yerleşiminde yaklaşık 15 bin 800 yıl öncesine tarihlenen köpek kalıntılarını ortaya koyduğunu hatırlattı. Genetik incelemelerle evcil köpeklere ait olduğu doğrulanan bu kalıntılar, dünyada bugüne kadar tespit edilen en eski örneklerden bazıları arasında bulunuyor.
Pınarbaşı’ndaki bulguların önemli bir başka yönü de yavru köpeklerin bilinçli biçimde gömülmüş olması. Araştırmacılar, bu uygulamanın insanlarla köpekler arasında yakın bir ilişkiye işaret edebileceğini düşünüyor. Benzer bir durum, erken Neolitik döneme tarihlenen ve Pınarbaşı yakınlarında bulunan Boncuklu yerleşiminde de görülüyor. Burada köpeklerin insanlarla birlikte gömüldüğüne ilişkin arkeolojik kanıtlar mevcut.
Fidan’a göre bu keşifler, köpeklerin yalnızca avcılık veya korunma amacıyla beslenmediğini düşündürüyor. İnsanların, köpekleri birer yol arkadaşı olarak da görmüş olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.
Bir pati izi bize ne anlatabilir?

Tavşanlı Höyük’te bulunan tuğlanın üzerindeki pati izi, insanlarla köpeklerin ilişkisine dair geçmişten kalan daha kişisel bir ayrıntı sunuyor. Çünkü bu iz, özel olarak hazırlanmış bir süsleme ya da dini bir törenin parçası değil. Büyük olasılıkla köpeğin henüz kurumamış tuğlanın üzerinden geçmesiyle tesadüfen oluştu.
Yine de tek başına bu bulgu, söz konusu köpeğin günümüzdeki anlamıyla bir evcil hayvan olarak beslendiğini kanıtlamıyor. Erkan Fidan da bu ayrımın altını çizerek hayvanın sahipli olup olmadığının belirlenemeyeceğini söylüyor. Bununla birlikte keşif, dört bin yıl önceki günlük yaşama uzanan küçük ama sıra dışı bir bağlantı olarak değerlendirilebilir.
Köpeklerin ilk kez ne zaman ve nerede evcilleştirildiği konusu ise bilim dünyasında hala kesin bir yanıt bulmuş değil. Evcilleştirme sürecinin son 40 bin yıl içinde, farklı zamanlarda ve birden fazla bölgede gerçekleşmiş olabileceği düşünülüyor. İnsanlarla köpekler arasındaki erken ilişkiye işaret eden kanıtlara dünyanın çeşitli yerlerinde rastlansa da Avrasya bu açıdan özellikle dikkat çekiyor.
İtalya’da daha eski köpek pati izleri de bulundu
Türkiye’deki keşif, köpeklerin bıraktığı izlerin binlerce yıl boyunca korunabildiği tek örnek değil. Akdeniz’in diğer tarafında, İtalya’nın kuzeybatısındaki bir mağarada da çok daha eski köpek pati izleri ortaya çıkarıldı. Yaklaşık 14 bin 400 yıl öncesine tarihlenen bu izlerin evcilleştirilmiş köpeklere ait olduğu düşünülüyor. Ancak bulundukları ortam, Tavşanlı Höyük’teki ev duvarından oldukça farklı. Mağaranın içindeki pati izleri, insan ayak izlerinin üzerine denk geliyor.
Araştırmacılar, bu durumu bir köpeğin insanlardan oluşan bir grupla birlikte mağaranın karanlık bölümlerine ilerlemiş olabileceği şeklinde yorumluyor. Bu izler, insanların köpeklerle yalnızca yerleşim alanlarını değil, farklı ortamları da paylaşmış olabileceğini düşündürüyor.
Tavşanlı Höyük’teki kerpiç tuğla ise çok daha sıradan bir anı korumuş durumda. Yaklaşık dört bin yıl önce henüz kurumamış çamura basan bir köpeğin varlığını bugün hala görebilmek, arkeolojik bulguların geçmişteki günlük yaşam hakkında ne kadar beklenmedik ayrıntılar barındırabildiğini gösteriyor.