Bir romandan fırlamış gibi görünen gerçek bir hikaye var: 100 yıldır ordusu olmayan, savaş uçağının bile inmediği, fakat dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer alan bir ülke. Bu yer, İsviçre ve Avusturya arasındaki 160 kilometrekarelik Lihtenştayn Prensliği.
Lihtenştayn’a doğrudan ulaşım imkânı yok. Dağlık ve engebeli yapısı nedeniyle burada bir havalimanı inşa etmek neredeyse imkansız. Ziyaretçiler genellikle Zürih’e uçuyor ve ardından muhteşem Alp manzaraları eşliğinde tren veya otobüsle bu küçük prensliğe ulaşmayı tercih ediyor.
Kendi para birimini bırakınca istikrar sağladı
Lihtenştayn, 1924 yılında yaptığı bir anlaşmayla kendi para biriminden vazgeçti ve resmi para birimi olarak İsviçre Frangı (CHF) kabul edildi. Bu stratejik hamle, ülkeye büyük bir ekonomik istikrar kazandırarak, dev ülkelere bile örnek teşkil etti.
Ordusunu 1868’de feshetti
Tarihte dikkat çeken bir başka olay ise, Lihtenştayn’ın 1868 yılında ordusunu tamamen feshetmesiydi. Bunun nedeni, ordunun bakım maliyetlerinin oldukça yüksek olmasıydı. Günümüzde ülkede tek üniformalı kişiler sadece polis memurları. Bununla birlikte, 1866 yılında yaşanan bir savaş sırasında gönderilen 80 askerin, savaştan dönerken 81 kişi olarak geri dönmesi ünlü bir anekdot olarak tarihe geçti. İtalya’dan gelen bir subay, sefer sırasında tanıştığı askerlerle birlikte dönmek istedi.
Ekonomik gücüyle dikkat çekiyor
Lihtenştayn sadece göz alıcı doğasıyla değil, aynı zamanda büyük bir ekonomik güç merkezi olarak da tanınıyor. Kişi başına düşen gayri safi yurt içi hasılası ile dünya sıralamasında üst sıralarda yer alıyor. Düşük vergi oranları sayesinde birçok küresel şirketin merkezi haline gelen bu ülke, kayıtlı şirket sayısının nüfusundan fazla olduğu bir yapıya sahip. Örneğin, dünyaca ünlü inşaat aletleri üreticisi Hilti, Lihtenştayn’dan doğmuş bir markadır.
Lihtenştayn, küçük olmanın başarılı olmak için bir engel olmadığını kanıtlıyor. Akıllı diplomasi, güçlü komşularıyla (İsviçre ve Avusturya) kurduğu stratejik ilişkiler ve yüksek teknoloji odaklı sanayisi sayesinde, dünya üzerindeki en cazip yaşam merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor.